Hayvanlar 4 dk okuma Baran Yücel
Kozanın içinde tırtıl gerçekten çözülüyor
Kelebek dönüşümü kanat çıkarmaktan ibaret değil. Tırtılın dokuları büyük ölçüde çözülüyor, gövde baştan kuruluyor.
Bir tırtılın kelebeğe dönüşmesi, çoğu zaman "kanat çıkarma" gibi anlatılır. Oysa kozanın içinde yaşananlar bundan çok daha köklü ve çok daha tuhaftır. Orada bir hayvan büyümez; büyük ölçüde çözülür ve yeni bir plana göre yeniden kurulur. Doğada bu kadar radikal bir yeniden yapılanmanın bu kadar sık ve güvenilir biçimde tekrarlandığı başka bir örnek bulmak zordur.
Yemek makinesi ile üreme makinesi
Tırtıl ile kelebek aslında iki farklı işe göre tasarlanmış iki ayrı gövdedir. Tırtılın tek görevi yemektir: güçlü çeneleri, uzun sindirim sistemi, yaprağa tutunmaya yarayan sahte ayakları vardır. Kelebeğin görevi ise yer değiştirmek ve çiftleşmektir; kanatları, uzun hortumu, keskin görüşü ve neredeyse tamamen sıvı beslenmeye ayarlı bir yapısı vardır. Aynı hayvanın iki dönemi, birbirinin rakibi bile sayılmaz, çünkü aynı kaynağı paylaşmazlar.
Bu iş bölümü büyük bir avantajdır. Yavrular yaprak yerken yetişkinler nektar arar; böylece tür kendi içinde besin rekabetine girmez. Ancak bir bedelin ödenmesi gerekir: iki gövde arasında bir geçiş köprüsü kurulmalıdır. O köprünün adı kozadır.
Kozanın içinde ne oluyor
Tırtıl son deri değişiminden sonra hareketsizleşir ve dışı sertleşen bir kılıfın içine kapanır. Bu kılıfın içinde sindirim enzimleri salınır ve tırtıla ait dokuların büyük bölümü parçalanır. Kaslar, bağırsak duvarı, deri altındaki yapılar çözünerek besleyici bir karışıma dönüşür. Kozayı yanlış zamanda açarsanız karşınıza tanınabilir bir hayvan değil, koyu kıvamlı bir sıvı çıkar.
Ama bu tam bir yıkım değildir. Tırtıl daha yumurtadan çıkmadan önce, gövdesinin içine küçük hücre kümeleri yerleştirilmiştir. Bunlara imgesel disk denir ve her biri gelecekteki kelebeğin bir parçasının taslağını taşır: biri kanat, biri anten, biri bacak, biri göz. Kozanın içindeki çorba, bu disklerin yakıtıdır. Diskler o besinle hızla bölünüp büyür ve yeni gövdeyi parça parça inşa eder.
Hafızanın kurtulması
Bu kadar köklü bir yeniden yapılanmada akla gelen soru şudur: geriye eski hayvandan bir şey kalıyor mu? Deneyler şaşırtıcı bir yanıt veriyor. Belirli bir kokuya hafif bir rahatsızlıkla birlikte maruz bırakılan tırtılların, kelebek olduktan sonra da o kokudan kaçındığı gösterildi. Yani sinir sisteminin bir bölümü çözülmeden kalıyor ve öğrenilmiş bilgi geçişten sağ çıkabiliyor. Kanatlar yeniden yapılırken, hatıraların bir kısmı taşınıyor.
Bu bulgu, dönüşümün "sıfırdan başlama" olmadığını gösteriyor. Beynin merkezî yapıları büyük ölçüde korunur, çevresindeki gövde ise yeniden şekillenir. Süreç, bir binayı yıkmaktan çok, taşıyıcı kolonları bırakıp iç mimariyi tamamen değiştirmeye benzer.
Kanatların açılma anı
Kelebek kozadan çıktığında kanatları buruşuk ve küçüktür. İlk yaptığı iş, gövdesindeki sıvıyı kanat damarlarına pompalamaktır. Kanatlar birkaç dakika içinde gerilir, sonra kurumaya bırakılır. Bu aşamada hayvan son derece kırılgandır; kanat sertleşmeden uçamaz ve kaçamaz. Uygun bir yere asılıp beklemesi, dönüşümün en tehlikeli dakikalarını oluşturur.
Çıkış anının zamanlaması da rastgele değildir. Birçok türde koza içindeki gelişim, sıcaklık ve gün uzunluğu tarafından yönetilir; koşullar uygun değilse süreç askıya alınır ve hayvan kış boyunca koza içinde bekler. Bu bekleme hâli aylarca, bazı türlerde birden fazla mevsim boyunca sürebilir. Böylece kelebek, çiçeklerin açmadığı bir döneme denk gelme riskini ortadan kaldırır.
Renk değil, ışık oyunu
Kanadın üzerindeki renkler ise boyadan çok mimariden gelir. Kanat yüzeyi, çatı kiremitleri gibi dizilmiş mikroskobik pullarla kaplıdır. Bu pulların bazıları pigment taşır, bazıları ise ışığı katmanları arasında kırarak renk üretir; metalik mavi ve yeşil parıltıların kaynağı budur. Bu yüzden bazı kelebek renkleri açıya göre değişir, çünkü aslında renk değil, ışıkla oynanan bir oyundur. Kozadan çıkan hayvan yalnızca yeni bir gövde değil, yeni bir optik yüzey de kazanmıştır.
Pullar aynı zamanda pratik işler görür. Yağmur damlası kanada değdiğinde pulların pürüzlü yüzeyi suyun yayılmasını engeller, damla yuvarlanıp düşer; ıslanmış bir kanatla uçmak neredeyse imkânsız olacağı için bu küçük ayrıntı hayati önemdedir. Pullar ayrıca kolayca dökülür ve bir örümcek ağına takılan kelebeğin sıyrılıp kurtulmasını sağlayabilir. Elinize bulaşan o ince toz, aslında hayvanın çatısından kopan kiremitlerdir.
Bütün bu düzenek, birkaç haftalık bir yetişkinlik için kuruluyor. Çoğu kelebek türünde uçan evre kısa sürer; asıl uzun bölüm tırtıl dönemidir. Yani gördüğümüz o zarif canlı, hayatının büyük kısmını yaprak üstünde geçirmiş bir yemek makinesinin son ve en kırılgan hâlidir.