Psikoloji 3 dk okuma Aylin Tümer
Müşteriyle İletişimde Sabır Nasıl Korunur
Sabır bir kişilik özelliği değil, geliştirilebilen bir meslek yetkinliğidir. Dili sadeleştirmekten sınır koymaya dört ilke.
Müşteriyle yüz yüze çalışmak, ilk bakışta öğrenilmesi kolay bir iş gibi görünür. Oysa aynı soruyu günde kırk kez, her seferinde ilk kez soruluyormuş gibi karşılamak; anlaşılmayan bir şeyi üçüncü kez farklı cümlelerle anlatmak; acelesi olan biriyle sakin kalmak ciddi bir beceridir. Sabır burada bir kişilik özelliği değil, geliştirilebilir bir meslek yetkinliğidir.
Sabrın tükendiği anlar genellikle tahmin edilebilirdir. Gün sonuna doğru, yoğunluk arttığında, aynı sorun tekrarladığında ve kişi kendini haksız yere suçlanmış hissettiğinde eşik düşer. Bu anları önceden bilmek, onları yönetmenin ilk adımıdır. Çünkü sabır sınırsız bir kaynak değil, gün içinde azalan ve yeniden doldurulması gereken bir kapasitedir.
Anlamamak Aptallık Değildir
Müşteriyle iletişimde en çok yıpratan düşünce, karşıdakinin anlamamakta ısrar ettiğine inanmaktır. Oysa çoğu zaman sorun anlatanın kullandığı dildedir. Meslek içinde günlük hâle gelen terimler, kısaltmalar ve süreç isimleri dışarıdan bakan biri için tamamen yabancıdır. Aynı cümleyi daha yüksek sesle tekrarlamak yerine tamamen farklı kelimelerle kurmak, çoğu tıkanmayı bir anda çözer.
Bir başka etkili yöntem, anlatmadan önce sormaktır. Kişinin konuyu ne kadar bildiğini kısa bir soruyla öğrenmek, anlatımın hangi seviyeden başlayacağını belirler. Bilmediği bir şeyi tekrar tekrar anlatmak da bildiği bir şeyi baştan anlatmak da zaman kaybıdır; ikisi de gereksiz gerginlik üretir.
Duyulduğunu Hissettirmek
Müşteri memnuniyetsizliğinin büyük bölümü çözümden değil, dinlenilmemekten kaynaklanır. İnsanlar sorunu hemen çözemeyeceğinizi çoğu zaman kabul eder; kabul edemedikleri şey ciddiye alınmamaktır. Bu yüzden çözüme geçmeden önce sorunu kendi cümlelerinizle özetlemek şaşırtıcı derecede etkilidir.
"Doğru anladıysam, şunu istediniz ama şu oldu" biçiminde kurulan tek bir cümle, karşı tarafın gerginliğini gözle görülür biçimde düşürür. Bu cümle aynı zamanda size de yarar sağlar: yanlış anladığınız bir şey varsa daha en başta ortaya çıkar, işin ortasında değil.
Sınırları Nazikçe Söylemek
Sabır, her isteğe evet demek anlamına gelmez. Aksine, yapılamayacak bir şeyi belirsiz bırakmak sonradan çok daha büyük bir memnuniyetsizlik yaratır. Yapılamayanı net ama nazik biçimde söylemek, sahte bir umut vermekten her zaman daha iyidir.
Burada kullanılan dil belirleyicidir. "Bu mümkün değil" cümlesi kapıyı kapatır; "Bunu şu şekilde yapamıyoruz ama şu seçenekler var" cümlesi aynı sınırı çizerken bir yol da gösterir. İnsanlar çoğunlukla isteklerinin karşılanmamasından değil, alternatifsiz bırakılmaktan rahatsız olur.
Kendini Yeniden Doldurmak
Müşteriyle çalışan biri için sabrı korumanın en pratik yolu, gün içinde küçük toparlanma anları yaratmaktır. Zor bir görüşmenin ardından hemen bir sonrakine geçmek yerine yarım dakika durmak, bir bardak su içmek ya da birkaç adım atmak, sinir sisteminin sıfırlanmasına yardımcı olur.
Uzun vadede ise işi kişiselleştirmemeyi öğrenmek gerekir. Karşı tarafın öfkesi çoğunlukla size değil duruma yöneliktir. Bunu her seferinde hatırlamak zordur, ama alışkanlık hâline geldiğinde yıllar içinde birikecek yıpranmayı ciddi biçimde azaltır. Bu ayrımı yapabilen çalışanlar aynı işi çok daha uzun süre, çok daha az yıpranarak sürdürebilir.
Yoğunluğu Yönetmek
Sabrın en hızlı tükendiği an, arkada bekleyen sıra uzarken önünüzdeki işin uzamasıdır. Bu durumda çalışan iki yönlü baskı altında kalır: birine hizmet verirken diğerlerinin gerginliğini de taşır. Bu tabloda en işe yarayan davranış, bekleyenleri görmezden gelmemektir.
Bekleyen kişilere kısa bir söz söylemek, yaklaşık ne kadar süreceğini belirtmek ya da sadece göz teması kurup bir işaretle fark edildiklerini göstermek, bekleme süresinin algılanan uzunluğunu ciddi biçimde kısaltır. İnsanlar beklemeye çoğunlukla dayanır; dayanamadıkları şey unutulduklarını düşünmektir. Bu küçük hamle, hem sıradaki gerginliği hem de çalışanın üzerindeki baskıyı aynı anda azaltır.
Müşteriyle iletişimde sabır, doğuştan gelen bir hediye değil, kurulabilen bir sistemdir. Anlaşılır bir dil, gerçekten dinlemek, sınırları açıkça söylemek ve kendine toparlanma alanı bırakmak bu sistemin dört ayağıdır. Bu ayaklar sağlam olduğunda sabır, her gün yeniden zorlanarak bulunan bir şey olmaktan çıkar ve işin doğal bir parçasına dönüşür.